‘Birileri Ankara’yı fena halde yanıltıyor! Harekete geçilmeli…’

Fransa’nın Müslümanlar ile ilgili skandal hamlelerine sessiz kalınmaması gerektiğini dile getirip harekete geçme çağrısında bulundu.

Fatih Karakaya, “Şu anda Fransa’nın laikliğe aykırı bir şekilde davranmasına karşı Müslüman dernekler korkudan donmuş durumda. Devletin güvenlik yasaları yanında teolojik alanda dayatmalar yapması özellikle Arap derneklerini rahatsız etmiyor.

Bunlara karşı direnebilecek sadece Türkler ve Müslüman Kardeşler diye bilinen dernekler var. Bunların içinde en güçlüsü ve arkasında devlet desteğini alan CCMTF adıyla Diyanet var. Maalesef medyadan ve dosyaya hâkim insanlardan takip ettiğim kadarı ile Diyanet olayın vahametinin farkında değil. Fransa’daki yetkililer gerçek bilgileri Ankara’ya iletmiyor.”

Fatih Karakaya, “Türkiye hiçbir zaman kendi topraklarındaki dini cemaatlerin ayin içeriğine karışmadı, karışmıyor. Ancak, laikliği savunan Fransa karışıyor. Hızlı bir şekilde diplomatik görüşmeler yapılmalı ve Türkiye’nin kırmızı çizgileri belirlenmelidir. Gerekirse Milli Görüş ve Müslüman Kardeşler ile birlikte bu projeden çekilmelidir. Ancak doğru kararlar alabilmek için önce doğru bilgileri almak zorundalar. Birileri Ankara’yı fena halde yanıltıyor.” ifadelerini kullandı.

Fatih Karakaya’nın yazısı şu şekilde;

Fransa Müslümanları zor dönemden geçiyor. Bugün atılacak her adım, alınacak her karar yüzyıl sonrasını şekillendirecek. O halde kendimize gelip, korkuları yenip cesur kararlar almak zorundayız.

Elbette Avrupa’da yaşayan Müslümanların yaşadıkları ülkelere sorumlulukları var. O ülkelerin vatandaşları olarak görevleri de var. Ancak hakları da var. Öncelikle Müslümanların toplu suçluluk psikolojisinden kurtulması gerekiyor. Birilerinin yaptığı terör eylemleri bütün bir toplumu bağlamaz. Hele hele bu terör eylemlerinden yararlanıp bütün Müslümanları töhmet altında bırakmak, başını eğdirmek asla kabul edilemez.

Bu bağlamda Fransa’da demokratik güçler harekete geçmelidir. Hem Müslümanlara hem de Fransızlara zararı olan anti demokratik uygulamalardan vazgeçilmeli ve gerçek laiklik uygulanmalıdır.

Bir düşünün ki Fransa’da Laikliği Gözlemleme Kurumu diye bir kurum var. Bu kurum devlete bağlı bağımsız bir tavsiye kurumu. Son yıllarda hükümetlerin aldığı kararların laikliğe aykırı olduğunu defalarca raporladığı için Nisan ayında Macron Hükümeti tarafından kapatılacak. Yani hükümet işine gelmeyen yorumlar yapıyor diye kendi kurumunu kapatacak ve yerine kendi düşüncesi ile birebir örtüşen yeni bir kurum kuracak.

Kendileri farklı İslam yorumları var diye Müslümanlara kök söktürürken, laikliği farklı yorumluyor diye kurumun kapısına kilit vuracaklar. Bir zamanlar Türkiye’sinde çok kullanılan “laikliğe aykırı eylemden dolayı kapatılan” partiler durumunun aslında tam şu an Fransa’da uygulanması gerekir. Çünkü bu hükümet hiçbir dine karışmaz iken sadece İslam dinini şekillendirmeye çalışıyor. Son yazımda bu konuya detaylı bir şekilde değinmiştim. Bu yazıda ise DİYANET’in tavrını ele alacağız.

DİYANET İHANETE ORTAK OLUR MU?

Fransa’da Müslüman yapılar 2 kategoriye ayrılıyor. Ana ülkelerine bağlı olan Federasyonlar (Türkiye için Diyanet, Millî Görüş, Türk Federasyonu, vs..) ve Bağımsızlar. Federasyonlar içinde Faslılar en güçlü grup olurken, Cezayir ve Afrika kökenliler de yer alıyor. CFCM (Müslümanlar konseyi) 9 Federasyondan oluşuyor. Türkleri Milli Görüş ve Diyanet temsil ediyor. Aşağı yukarı CFCM içinde 1000 cami temsil edilirken 1500 cami de bağımsız hareket ediyor.

Şu anda Fransa’nın laikliğe aykırı bir şekilde davranmasına karşı Müslüman dernekler korkudan donmuş durumda. Devletin güvenlik yasaları yanında teolojik alanda dayatmalar yapması özellikle Arap derneklerini rahatsız etmiyor.

Maalesef yılların verdiği sömürge kültürü de bunu etkiliyor. Devlet diktasını kabul etmeye hazır kullanışlı insanlar var. Bunlara karşı direnebilecek sadece Türkler ve Müslüman Kardeşler diye bilinen dernekler var.

Bunların içinde en güçlüsü ve arkasında devlet desteğini alan CCMTF adıyla Diyanet var. Maalesef medyadan ve dosyaya hâkim insanlardan takip ettiğim kadarı ile Diyanet olayın vahametinin farkında değil. Fransa’daki yetkililer gerçek bilgileri Ankara’ya iletmiyor.

Bu şekilde devam ederse Fransa İslam’ı adı altında yeni bir İslam çıkacak. Bu imamlar tüzüğü hayata geçerse, bırakın Filistin’e dua etmeyi, Kuran ayetlerini ayaklar altına almak zorunda kalacağız.

İmamların Türkiye’den gelip gelmemesi elbette ayrı bir mesele ancak teolojik olarak sonuçta nasıl Papazlar Vatikan’a, Hahamlar İsrail’e bağlı ise Türk İmamların Türkiye’ye bağlı olması Fransa devletinin karışacağı bir olay olmamalı.

Şu anda dayatılan tüzük dini şekillendiriyor. Milli Görüş ise en büyük baskı altında olan kurum olması sebebi ile eli kolu bağlı durumda. Herkesten önce imzalamaya hazır kurum imajından kurtulmaya çalışıyor. O felake

t açıklama sonrası tepkiler bir nevi ses getirmiş ve farklı bir stratejiye dönüşmüş. Öte yandan Müslüman Kardeşler tüm dünyada olduğu gibi sanki tüm dünyada yaşayan suçların sorumlusu. Zaten konsey içinde en zayıf halka diyebiliriz. Asıl bizi derinden yaralayan ise Diyanetteki yetkililerin Türkiye ile köprüleri tamamen kesmeye hazır hale gelmesidir.

Fransa’da 700 bin Türk yaşıyor, bunların bir bölümü Fransız vatandaşı olsa da çoğunluğunun Türk vatandaşı olduğunu unutmamak gerekiyor.

Türkiye hiçbir zaman kendi topraklarındaki dini cemaatlerin ayin içeriğine karışmadı, karışmıyor. Ancak, laikliği savunan Fransa karışıyor. Hızlı bir şekilde diplomatik görüşmeler yapılmalı ve Türkiye’nin kırmızı çizgileri belirlenmelidir. Gerekirse Milli Görüş ve Müslüman Kardeşler ile birlikte bu projeden çekilmelidir. Ancak doğru kararlar alabilmek için önce doğru bilgileri almak zorundalar. Birileri Ankara’yı fena halde yanıltıyor.

DİNİ KURUMLAR İLE KÜLTÜREL KURUMLAR

Fransa baskıcı politikası devam ederken Türkiye olan biteni izlememeli. Uzun vadeli hamleler yaparak geleceğe hazırlanmalı. Camilerin toplumsal konularda görüş bildirmesini istemiyorlarsa camilerin dışında da dernekler kurulmalı. Camileri yöneten derneklerin yansıra toplumsal konularda söz sahibi olacak kurumlara da ihtiyacımız var. Bu da UUID değil tabii!

Şunu da unutmamak gerekir ki demokratik toplumlarda kim olursa olsun görüşünü bildirebilmeli. Bugün Fransa hükümeti Cumhuriyet ile kendini eş değer tutarak eleştirilmeyi ihanet olarak görüyor. Uyguladığı baskıcı politikayı doğrudan devlet üzerinden değil bu yolda hazır “Saadettinleri” kullanarak yapıyor.

Ancak Fransa Müslüman toplumunda CFCM’nin hiçbir karşılığı yok. Zaten çoğunluğun tanımadığı gibi tanıyanlar da temsilci olarak görmüyor. Bu bağlamda bu topluluğu bilinçlendirmek gerekiyor. Bunu yapmazsak tarihe kara leke bırakanlar olarak anılacağız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir